Gıda kaynaklı hastalıklar, tüm dünyada halk sağlığı için yaygın ve ciddi bir tehdit olmaya devam ediyor ve önemli bir morbidite nedenidir. Hem sanayileşmiş hem de gelişmekte olan ülkeler çok sayıda hastalıktan mustariptir ve küresel bazda insidans giderek artmaktadır.
Gıda kaynaklı hastalıkların çoğu hafiftir ve ishal ve kusma gibi akut gastrointestinal semptomlarla ilişkilidir. Bazen gıda kaynaklı hastalık çok daha ciddi ve özellikle gelişmekte olan ülkelerdeki çocuklarda yaşamı tehdit eder ve enfeksiyonu kronik sekel veya sakatlık da izleyebilir. Gıda kaynaklı hastalıklarla ilgili bilgilerin toplandığı birçok ülkede toplam vaka sayısı son 20-30 yılda artış göstermektedir. Örneğin, Birleşik Krallık’ta, 1977’de kaydedilen vaka sayısı 10000’in biraz altındayken, 1998’de 90,000’den fazla vakaya yükselmiştir. Çoğu Avrupa ülkesi, 1985 ve 1992 yılları arasında salmonelloz vakalarının iki katına çıktığını bildirmiştir. Örneğin Birleşik Krallık’ta, 1994’te 33600 (100.000’de 58) ile karşılaştırıldığında 1981’de 12 846 enfeksiyon (100.000’de 23) vardı.
Kuzey Amerika’da 1980’lerin sonundan beri Salmonella Enteritidis’in neden olduğu enfeksiyonlarda kayda değer bir artış olmuştur. Kaydedilen artışların bir kısmı, şüphesiz, bilgi toplama ve raporlama için geliştirilmiş sistemleri sayesinde tesptit edilebilmiştir. Tanılar ve gıda güvenliği konusunda daha fazla farkındalık, ancak bu değişiklikler gözlemlenen genel artışları açıklamamaktadır. Son yıllarda gıda güvenliği konusundaki artan farkındalık, düzenleyici ve eğitici önlemlerdeki değişiklikler ve gıda üretimindeki uygulamadaki değişiklikler, bazı bölgelerde belirli gıda kaynaklı hastalıkların görülme sıklığının azalmasına yol açmıştır.
Örneğin, 2000 yılında, Birleşik Krallık’ta Salmonelloz 1985’ten bu yana en düşük seviyesindeydi ve rapor edilen vaka sayısında bir önceki yıla göre %54’lük bir düşüş yaşandı. Son zamanlarda ABD’de de salmonelloz vakalarının sayısında bir azalma gözlemlenmiştir. Salmonelloz’daki bu özel düşüşler aşılama programlarına bağlanmıştır. Son yıllarda Birleşik Krallık ve ABD’de de listeriyoz vakalarının sayısında azalmalar gözlemlenmiştir. Ancak, kampilobakterler gibi diğer patojenler için ilişkili vakaların sayısı birçok ülkede sabit bir oranda artmaya devam etmektedir.
Gelişmiş ülkelerde dahi ortaya çıkan gıda kaynaklı zehirlenmeler, dünyadaki tüm insanlığın riskli bir konumda olduğunun göstergesidir. Kodekslerle ve hukuki denetim mekanizmalarıyla kontrol altında olduğu düşünülen refah ülkelerinin dahi içinde bulunduğu bu tehlikeli durum, insan sağlığının endüstriyel bir tehdit altında olduğunu göstermektedir. Üstelik bunlar yalnızca tespit edilebilmiş araştırmalar ışığında ortaya çıkmış birtakım olaylardır. Tespit edilememiş ya da henüz teknolojik olarak vaka tespitine yetkinlik kazanamamış olayların yaşanması da olasıdır.









